Ustam! Sana Güvenmediğim için Beni Affet

27 Şubat 2011 Pazar

"Gün gelecek Allah’a bana yaşattığı bu sıkıntılar için şükredeceğimi biliyorum" demişti bir arkadaşım. Belki de hayatının en zor günlerini yaşıyordu. Zorlukların insana ne kadar büyük dersler verdiğini uzun uzun konuşmuştuk. Bir acının öğrettiğini bin kahkahanın öğretemeyeceği üzerine birçok örnekler vermiştik o konuşmamızda.

Aradan iki yıla yakın bir zaman geçince arkadaşımın haklı çıktığını gördük.
O günlerin acı görünen olaylarının, kendisine ne kadar büyük kapılar açtığını gördükçe "verdiğin acılar için sana şükürler olsun Allah’ım!" demeye başladı.

Gündüzleri fırsat buldukça bir araya geldiğimiz arkadaşıma o günlerde aşağıdaki hikayeyi yollamıştım.

Hikayemizin Başlıyor ;

Yaşlı kadın, bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu. Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı. Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti. Derken, birden fincan dile geldi ve kadına şöyle dedi;


Gerçek hackerlar ve Topu geçirenler

13 Ocak 2011 Perşembe

Uzun zamandir takip etmedigim gezegen pardus adresine girdim ve Faik Uygur Adli bir arkadasimizin blog yazisi dikkatimi cekti. Blog Basligi " Gerçek hackerlar ve Topu geçirenler " idi. Fakat yazida sadece final kisminda bahsedilmis olsada anlatilanin programlamaya baslayanlar icin oldugunu anladim. Ve benim gibi programlamaya yeni baslamis veya baslayacak olan acemi programcilarin okumasini istedigim icin burada yayinliyorum. Biraz uzun olabilir ama okumadan emek harcamadanda hicbirsey olmaz..

********************************************************************
Bir şeyi gözümde büyütmekten ve ya abartmaktan hoşlanmıyorum. Ama iş hayatımda, mesleki becerilerimde ve hatta bir çok alanda farklı bakış açıları kazanmamda özgür yazılımın büyük etkisi olmuştur. Çünkü dolaylı yoldan onu oluşturan harika topluluğu keşfetmemi sağlamıştır. Gerçek hackerları…

Hacker sözcüğünün toplum genelinde özünden alakasız ve yanlış çağrışımlar yapıyor olması ne kadar üzücü. Oysa tam tersi, kelime manası itibariyle yaratıcı düşünme kabiliyeti olan, pratik düşünce ve kıvrak zekaya sahip; bir şeyleri kıran, bozan değil üreten insanlardır kendileri. Interneti yapan, C (ve ya bir başka) programlama dilini yazan, ilk grafik tabanlı interaktif kişisel bilgisayarı garajlarında geliştiren (ki kendisi yıllarca malzeme için parası yetmediğinden kağıt üzerinde tasarım yapmıştır), Unix’i, Linux’u geliştiren ve daha bir çok bugün farkında olmadan kullandığımız teknolojilerin arkasındaki insanlardır, gerçek kahramanlardır, sanatçılardır. Onlar aykırıdır, farklıdır, meraklıdır, kurcalayandır, sorgulayandır.

Tüm bu kavram karmaşasının temellerini, bilgiye ulaşmasını beceremeyen, kavrayamayan, yorumlayamayan, karşısındakini de aptal zanneden, cahil ve tembel bir takım gazete ve medya mensupları atmışlar zamanında. Ve onların hataları da, yeni nesillerin, gözlerinin önündeki bir perdede oynayan sahte dünyanın arkasındaki gerçek dünyayı keşfetmelerine, ulaşmalarına halen engel olmaya ve onları yanlış yönlendirmeye devam ediyor.


Dedim Çok yalnızım

12 Ocak 2011 Çarşamba

Dedim: Çok yalnızım.
Dedin:
Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186


Boşuna Aramayın,Bulamazsınız

09 Ocak 2011 Pazar

Avusturya elçisi Busbecq, bizzat görüştüğü Kanuni hakkındaki izlenimini şöyle aktarır:
"Artık yaşlanmakla birlikte bu muazzam imparatorluğun hükümdarlığına hâlâ yakışmaktadır. O aşırılığı sevmeyen, kendini birçok zevklerden mahrum etmesini bilen, irade sahibi bir kimsedir. Gençliğinde bile ağırbaşlılıkla hareket eder, şarap içmezdi. Dindardır, ibadetini hiç ihmal etmez. Bir emeli devletin hudutlarını genişletmek ise, diğeri dinini yükseltmek ve yaymaktır."

ABD’li tarihçi Leslie P. Peirce ise Batılıların haremle ilgili takıntılarını cesurca irdeliyor:
"Biz Batılılar, İslam toplumunda cinselliği saplantı haline getirmek gibi eski ama hâlâ güçlü bir geleneğin mirasçılarıyız. Harem, Müslüman cinsel duyarlığı üzerine kurulu Batı efsanelerinin kuşkusuz en yaygın simgesidir. Avrupa, bir Doğu tiranı efsanesi geliştirdi, özünü de sultanın hareminde yakaladı. Seks alemleri, kokuşmuş iktidarları anlatmakta kullanılan bir mecaza dönüştü. Haremin temel dinamiğini cinsellikten çok aile politikası oluşturuyordu. Haremdeki birçok güçten sadece biriydi cinsellik; burada incelenen dönemde de pek önemli değildi."
Peki Kanuni nasıl biriydi?
Zigetvar seferine çıkmadan önce oğlu Selim’e iki bazubent ile bir "cevherî al sanduğu" bırakmış, bunları satıp parasıyla Cidde’ye su getirmesini vasiyet etmişti. Vasiyetindeki son sözleri şunlardı: "Hak Teala bu seferi mübarek edip gönül hoşluğuyla gelmek müyesser ede, Habib-i Ekrem hürmetine aleyhisselam."

’Bu’ Kanuni’yi "Muhteşem Yüzyıl"da boşuna aramayın, bulamazsınız.


SEVGİyle Kalın

07 Ocak 2011 Cuma


En güzel gün ?
Bugün


Siz Ne Sesi Duyuyorsunuz

05 Ocak 2011 Çarşamba

Bir gün amerikanın bir şehrinde  bir grup iş arkadaşı,
yemek molasında dışarıya çıkar.
Gruptan biri, Kızılderili’dir.
Yolda yürürken insan kalabalığı,siren sesleri,
yoldaki iş makinelerinin çıkardığı gürültü ve korna sesleri arasında ilerlerken,
Kızılderili, kulağına cırcır böceği sesinin geldiğini söyleyerek
cırcır böceği aramaya baslar.
Arkadaşları, bu kadar gürültünün arasında bu sesi duyamayacağını,
kendisinin öyle zannettiğini söyleyip yollarına devam eder.
Aralarından bir tanesi bu olaya inanmasa da,onunla aramaya devam eder.
Kızılderili , yolun karşı tarafına doğru yürür, arkadaşı da onu takip eder.
Binaların arasındaki bir tutam yeşilliğin arasında gerçekten bir
cırcır böceği bulurlar.

Arkadaşı, Kızılderili’ye:
-"Senin insanüstü güçlerin var. Bu sesi nasıl duydun?" diye sorar.
Kızılderili ise;
-"Bu sesi duymak için insanüstü güçlere sahip olmaya gerek olmadığını" söyleyerek,
arkadaşına kendisini takip etmesini söyler.


Asya’da maymun yakalamak

02 Ocak 2011 Pazar

Asya’da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak vardır…

Bir Hindistan cevizi oyulur ve iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa bağlanır…

Hindistan cevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur..

Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı büyüklüktedir…

Yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz…

Maymun tatlının kokusunu alır, yiyeceği yakalamak için elini içeri sokar, ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkarması olanaksızdır…

Sıkıca yumruk yapmış el, bu yarıktan dışarı çıkmaz…

Avcılar geldiğinde maymun çılgına döner ama, kaçamaz. Aslında bu maymunu tutsak eden hiçbir şey yoktur. Onu sadece, kendi bağımlılığının gücü tutsak etmiştir…

Yapması gereken tek şey elini açıp yiyeceği bırakmaktır…

Ama zihninde açgözlülüğü o kadar güçlüdür ki, bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görülür…

Bizi tuzağa düşüren ve orada kalmamıza neden olan şey, arzularımız ve zihnimizde onlara bağımlı oluşumuzdur…


1 2 (Toplam 10 yazi bulunmaktadır)